AB–Türkiye Gümrük Birliği ve Asimetrik Ticaret Dengesi
- Hakan Doğu

- 7 gün önce
- 2 dakikada okunur
AB–Türkiye Gümrük Birliği, Türkiye’yi Avrupa Birliği’nin Ortak Gümrük Tarifesi’ni uygulamakla yükümlü kılmaktadır. Bu yapı, Türkiye’nin AB’nin üçüncü ülkelerle yaptığı Serbest Ticaret Anlaşmalarına otomatik olarak uyum sağlamasını zorunlu hale getirirken, karşılıklılık ilkesinin her zaman işletilmemesine yol açmaktadır. Avrupa Birliği’nin bir ülke ile serbest ticaret anlaşması imzalaması durumunda, Türkiye de aynı ülkeye karşı gümrük tarifelerini indirmek zorunda kalmaktadır.
Ancak bu durum tek taraflı işlemektedir. Örneğin AB’nin Hindistan ile bir Serbest Ticaret Anlaşması yapması halinde Türkiye, Hindistan’a uyguladığı tarifeleri düşürmek zorunda kalırken, Hindistan’ın Türkiye’ye aynı şekilde karşılık verme gibi bir yükümlülüğü bulunmamaktadır. Bu asimetri, Türkiye açısından ciddi bir rekabet ve pazar kaybı riski doğurmaktadır.
Bu yapının en büyük kazananlarından biri ise AB otomotiv sektörüdür. Süreç içerisinde otomobil ithalatında uygulanan vergiler önce yüzde 110 seviyesinden yüzde 35’e düşmekte, ardından yüzde 10’a kadar gerilemektedir. Bu durum, AB otomotiv üreticilerine Türkiye pazarında ciddi bir avantaj sağlamaktadır.
Öte yandan AB emisyon standartlarının bulunmaması ve güvenlik standartlarının AB’ye kıyasla daha esnek olması, rekabetçi ürünlerle önce ihracat yapılmasına, ardından yerli üretime geçilmesine olanak tanımaktadır. Çin’e kapalı olan bu pazarda korumacı ortamdan yararlanılmakta, yıllık 250.000 araçlık kota kapsamında 160.000 içten yanmalı ve 90.000 elektrikli araç için alan açılmaktadır.
Benzer bir serbest ticaret düzenlemesi Mercosur ile de yapılmıştır. Arjantin, Brezilya, Paraguay ve Uruguay’ın oluşturduğu bu Güney Amerika ekonomik birliği ile imzalanan anlaşma, AB’nin küresel ticaret stratejisinin bir başka örneğini oluşturmaktadır. Venezuela ise bu yapı içerisinde askıya alınmış durumdadır.
AB’nin Gümrük Birliği anlaşmasını güncellememesinin gerekçesi olarak sıklıkla Güney Kıbrıs meselesi öne sürülmektedir. Ancak bir milyonluk Güney Kıbrıs’ın arkasına saklanan asıl sorun, bu meseleyi gerekçe gösteren bazı AB ülkelerinin tutumlarıdır.
Mevcut küresel ve jeopolitik gelişmeler çerçevesinde AB ve Türkiye ya birbirlerine daha yakın çalışacak yeni bir yol bulacaklar ya da tamamen ayrı yönlere ilerleyeceklerdir. Bu süreci bir çözüme zorlayacak asıl güç ise Türkiye’dir, çünkü mevcut denge açık biçimde Avrupa Birliği’nin lehinedir.

Yorumlar