top of page

İş Dünyasında Yeni Dünya Düzeni: Just-in-Time’dan Just-in-Case’e Geçiş

1945’ten bu yana yaşanan en istikrarsız ekonomik döneme girilmiş durumda. Küresel ölçekte artan belirsizlikler, şirketlerin uzun yıllardır benimsediği verimlilik odaklı iş modellerini yeniden düşünmelerini zorunlu kılıyor. Artık sadece maliyet minimizasyonu ve hız üzerine kurulu stratejiler yeterli olmuyor; iş dünyası, karar alma süreçlerini giderek daha fazla jeopolitik dayanıklılık eksenine kaydırmak zorunda kalıyor.

Bu dönüşüm, “tam zamanında” üretim ve tedarik anlayışının yerini, “her ihtimale karşı” yaklaşımına bırakmasıyla somutlaşıyor. Küresel tedarik zincirlerinde yaşanan kırılmalar, şirketleri yalnızca bugünün değil, öngörülemeyen risklerin de hesaba katıldığı daha temkinli bir yapıya yönlendiriyor. Verimlilik hâlâ önemli olsa da artık tek belirleyici kriter olmaktan çıkmış durumda.

Davos toplantıları, uzun yıllar boyunca gerçeklikten kopuk, gerçekleşmesi belirsiz uzun vadeli trendlerin tartışıldığı bir platform olarak algılandı. Ancak bu yıl Davos, alışılmışın dışında bir atmosfere sahne oldu. Küresel risklerin daha açık ve sert bir dille dile getirildiği bu ortamda, yapılan konuşmalar bir “uyanış çağrısı” niteliği taşıdı ve iş dünyasının karşı karşıya olduğu kırılganlığı görünür kıldı.

Kanada Başbakanı Mark Carney’nin konuşması bu çerçevede öne çıktı. Yoğun ilgi gören ve ayakta alkışlanan bu konuşmada, yaşanan sürecin bir geçiş dönemi değil, açık bir kopuş dönemi olduğu vurgulandı. Bu ifade, mevcut küresel düzenin alışıldık varsayımlarının artık geçerliliğini yitirdiğine işaret eden güçlü bir tespit olarak dikkat çekti.

Davos 2026’nın ortaya koyduğu tablo, Batı egemenliğinin yaklaşık 500 yıllık döneminin sönümlenmekte olduğuna işaret ediyor. 1945’ten bu yana küresel sisteme yön veren ve “kurallara dayalı düzen” olarak tanımlanan yapı, işlevini yitirmeye başlamış durumda. Bu motorun artık sürdürülebilir şekilde çalışmadığına dair işaretler, hem ekonomi hem de iş dünyası açısından yeni bir dönemin kapıda olduğunu gösteriyor.

Son Yazılar

Hepsini Gör
AB–Türkiye Gümrük Birliği ve Asimetrik Ticaret Dengesi

AB–Türkiye Gümrük Birliği, Türkiye’yi Avrupa Birliği’nin Ortak Gümrük Tarifesi’ni uygulamakla yükümlü kılmaktadır. Bu yapı, Türkiye’nin AB’nin üçüncü ülkelerle yaptığı Serbest Ticaret Anlaşmalarına ot

 
 
 

Yorumlar


bottom of page